Dini Hikayeler Arsivi 2 Asd10
Dini Hikayeler Arsivi 2 Asd10
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.



 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Dini Hikayeler Arsivi 2

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
YazarMesaj
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

BANA DA BİR ŞEY VAR MI?

Cüneyd-i Bağdâdî ordu ile bir sefere katıldı. Ordu kumandanı ona bâzı
şeyler gönderdi. O da istemeyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına
dağıttı. Bir gün öğle namazını kıldıktan sonra oturup;

"Niçin o şeyi kabûl ettim?" diye kendi kendini kınıyordu. O sırada
uykusu gelip uyudu. Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü.

"Bunlar kimin?" diye sordu.

"Gâzilere dağıtılan malın sâhiplerinin" denildi.

"Onlarla birlikte bana da bir şey var mı?" diye sordu.

Ona içlerinde en güzel ve büyük olanı gösterip;

"İşte bu senindir." dediler. O;

"Bana onlardan üstün tutulmamın ve en iyisinin bana verilmesinin sebebi
nedir?" diye sorunca;

"Onlar mallarını sevap bekleyerek verdiler. Bu sebeple verilen saraylar,
ona göredir. Sen ise, o malı kabûl etmekle yanlış bir iş yapmaktan
korkarak, nefsini sîgaya, hesâba çekerek dağıttın. İşte Allahü teâlâ bu
hâline, böyle düşünmene kat kat sevap verdi." dediler.


En son Warrior tarafından Cuma Haz. 25, 2010 12:24 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

ESAS HASTA BENMİŞİM

Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî'nin gözlerinde ağrı meydana geldi. Tabib
çağırdılar, gelen tabib, hıristiyan idi. Muâyene edip;

"Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz." dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî;

"Su değdirmesem nasıl abdest alırım?" deyince, tabib;

"Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz." dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir mikdâr
uyudu. Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı. O anda duyduğu ses;

"Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini fedâ ettiğin için, biz de senden o
ağrıyı aldık." diyordu.

Bir zaman sonra hıristiyan tabib tekrar geldi. Baktı ki gözleri tamâmen
iyi olmuş. Hayret edip;

"Nasıl yaptın da iyi oldu?" dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî'nin elini öpüp
îmân etti ve;

"Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş. Hakikatleri
göremiyen ben imişim" dedi.


KİMSENİN GÖRMEDİĞİ YERDE...

Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin bir talebesi vardı. Bütün iyilik ve
fazîletler onda mevcuttu. Sonradan gelmesine rağmen Cüneyd-i Bağdâdî
hazretleri onu pek ziyâde seviyor, diğer talebeler bu hâli
çekemiyorlardı. Talebelerinin bu hâli Cüneyd-i Bağdâdî'ye mâlûm oldu.
Talebelerinin eline birer kuş verdi ve;

"Her biriniz bu kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayıp
getirsin." buyurdu.

Hepsi de kendilerine verilen kuşları aldılar, varıp ıssız bir mahalde
boğazlayıp getirdiler. Yalnız o talebesi boğazlamadan getirdi. Cüneyd-i
Bağdâdî;

"Niçin boğazlamadın?" buyurdu.

"Hocam! Siz; "Kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayın."
demiştiniz. Ben ise ıssız bir yer bulamadım. Her yeri Allahü teâlâ
görüyor." deyince,

Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:

"Arkadaşınızın firâsetini gördünüz mü?" Bunun üzerine; tövbe edip
boyunlarını büküp, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinden affedilmelerini
dilediler.


VAKİT GELDİ

Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes
bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat
hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç,
Cüneyd-i Bağdâdî'nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî'ye
şöyle dedi:

"Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:
"Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü teâlânın nûru ile
bakar." Bunun mânâsı nedir?"

Cüneyd-i Bağdâdî bir müddet sustu. Sonra başını kaldırıp;

"Müslüman ol. Müslüman olmak zamânın geldi." buyurdu. Meğer o genç
hıristiyan imiş. Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu.

İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: "İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî'nin
bir kerâmeti var zanneder. Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti
vardır. Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin,
müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

Eşkiya Farkı
İrşad faaliyetinden dönen bir Osmanlı alimini dağ başında o günün
eşkiyası çevirir. Birinin gözü hocanın köstekli saatine dikilmiştir.
Hemen saldırır.

Ama eşkiyabaşı'ndan serrt bir ihtarı almaktan da geri kalmaz:
- Hocaefendinin saatine dokunma! Namazlarını o saatle kılıyor!

Bir başka gün, tarladaki çeşme başında, çocuğuyla yemeğini yemekte olan
bir kadını ablukaya alan eşkiya, kadının feryadı üzerine şöyle seslenir:


-Bacım korkma. Bizim senin namusunda gözümüz olamaz. Bizim de bacımız,
anamız vardır. Biz sadece şu çantadaki ekmeğe muhtacız. Bize bir-iki
parça ekmek ver yeter.

Bugün kadın-çocuk, genç-ihtiyar demeyip katleden eşkiyayı düşündükçe....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

Etme Bulma Dünyası

Bir adam, karısı ve yaşlı babası. Kadın kayınpederini istememekte,
huysuzluk etmekte, evin huzurunu boznaktadır.
Bir gün kocasına:
- Bey... bey.. Bezdim bezdim. Bir gün göremedim. Gençliğim gidiyor. Ya
ayrılalım, babanla kal., ya da al babanı al da nereye getirirsen getir
beraber kalalım. Yoksa ben gidiyorum.
Adamcağız şaşkınbiraz da sitemli bir vaziyette:
-Ne diyorsun hanım, o babam babam; öldüreyim mi, atayım mı? Kimi var
bizden başka bakacak, dese de karısı ısrarda ısdrar ediyordu.
Adam baktı olacak gibi değil babasını dağa bırakmaya karar verdi.
Yanına oğlunu da alarak yola koyulurlar. Babasına da:
- Baba, torununla beraber dağa oduna gidiyoruz, istersen sen de gel"
der. Baba gelinin dırdırını dinlemektense onlarla beraber ağın yolunu
tutar..
yola koyulu dağlara, ormanların içlerine girip bir müddet gittikten
sonra, babasına:
- Baba sen burada biraz dinlen. Bizde odun toplayalım, der ve oradan
ayrılırlar.
Odun toplamadan, babasını orada bırakarak dönerler.
Yolda oğlu:
- Dedemi almadık baba.
- Dedeni oraya bıraktık. Artık ihtiyarladı orada kalacak.
Torun ısrar eder:
- Dedemi isterim... . En sonunda babasına ne dese desin fayda
etmeyceğini anlayan çocuk:
- Baba, sen ihtiyarladığında ben de senin gibi seni getirip dağa mı
bırakacağım? der demez adamın aklı başına gelir.
ir. Babasını almaya karar verir İhtiyar, kendisini almak için yoldan
geri dönen oğluna:
- Evlâdım, sen beni bırakıp gidemezsin. Çünkü ben babamı bırakmadım.
Ölünceye kadar hizmet ettim.
Adam babasını alıp eve getirir.
«Bu dünya etme-bulma dünyası» diye... Sen ne yaparsan sana da onun
aynısının yapılacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR


Müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma
dâvet etti ise, müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına;

"Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm." dedi. Yahûdî
yine kabûl etmedi.

O müslüman başka bir gün;

"Eğer müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm." demesine rağmen
yine kabûl etmedi.


Müslüman tüccar bir süre sonra;


"Eğer müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm." dedi.Yahûdî
yine kabûl etmedi.


Müslüman tüccar artık ortağının müslüman olmasından ümidini kesmişti. O
müslüman, bir gün Ebû Saîd Mîhenî'nin dergâhının yanından geçiyordu.
Yahûdî ortağı da yanında idi. Bu sırada dergâha girdi. Ebû Saîd Mîhenî
bu sırada sohbet ediyordu. Yahûdî ortağı da kendi kendine;


"Ben de mescide gireyim, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun
halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? Yahûdî olduğuma
dâir üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa
tanımaz." dedi. Yahûdî, gizlenerek mescide girdi. Bir direğin arkasına
oturdu. Ebû Saîd Mîhenî sohbet esnâsında bir ara yahûdînin arkasında
oturduğu direğe doğru dönerek;


"Ey yahûdî! Direğin arkasında ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da
gizlenemezsin." dedi. Yahûdî gayri ihtiyârî ayağa kalktı. Ebû Saîd
Mîhenî'nin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona müslüman olmasını
söyleyince, bu dâveti kabûl edip, müslüman oldu.


Ebû Saîd hazretleri ona;


"Şimdi ortağının yanına git. Sana müslümanlığı öğretsin. İşler vakti
zamânı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamânı gelince müslüman olmak
için malın üçte birine, yarısına ve üçte ikisini vermeye hâcet kalmaz."
buyurdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:22 pm

UMEYR'İN MACERASI

Bedir gazasından hemen sonraydı. Müşriklerin büyüklerinden Umeyr b. Vehb
ile Safvan b. Ümeyye, Mekke'de bir kenara oturmuş, Bedir ölüleri için
dertleşiyorlardı. Umeyr'in bir oğlu da Bedir'de esir düşmüştü. Safvan'a
diyor ki:

- Borçlarım ve çocuklarım olmasaydı, esir oğlumu bahane ederek Medine'ye
gider, Muhammed'i öldürürdüm.

- Bu işi yaparsan borçlarını ben öderim, çocuklarına da bakarım.

- Tamam, öyleyse bu iş aramızda gizli kalsın!

Umeyr kılıcını bileyip zehir sürdükten sonra yola çıkar ve Medine'ye
ulaşır. Onun kılıcıyla mescidin kapısına geldiğini gören Hz. Ömer (R.A.)
durumdan kuşkulanır ve vaziyeti Resul-i Ekrem'e haber verir.
Rasulullah'ın isteği üzerine de, adamı kılıcının kayışından yakaladığı
gibi huzura getirir. Rasulullah (A.S.) buyurur:

- Bırak onu ya Ömer! Sen de yaklaş ya Umeyr!

Sonra ona niçin geldiğini sorar. Umeyr cevaben der ki:

- Elinizdeki esir için geldim; ona iyi davranasınız.

- Öyleyse boynundaki bu kılıç ne oluyor?

- Allah kılıçların belâsını versin! Bize bir faydası mı var?

- Niçin geldiğini bana doğru söyle.

- Söylediğim gibi, sadece bunun için geldim.

- Hayır!.. Safvan'la Bedir'de ölenler için dertleşip anlaştınız.
Sözleştikten sonra beni öldürmeye geldin. Fakat Allah buna engeldir!

- Senin Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet ederim. Konuştuklarımızı, ben
ve Safvan'dan başka bilen yoktu. Allah'a yemin olsun ki, bunu sana
bildiren Allah'tan başkası değil! Elhamdülillah.

Umeyr artık, sadık bir müslümandır. Resul-i Ekrem (A.S.) buyurur:

- Kardeşinize dinini ve Kur'an'ı öğretin, esirini de salıverin!

Öyle yaptılar. Sonra Umeyr, halkı İslâm'a davet isteğiyle Mekke'ye
döndü. Birçok kimse, onun sayesinde müslüman oldu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:23 pm

TÖVBE

Ebu Said (r.a) anlatıyor:


"Resûlullah (a.s) buyurdular ki:


Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam
vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib
tarifedildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi
için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu.


Râhib:


- Hayır yoktur! dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.

Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim
bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir
tevbe imkânı olup olmadığını sordu.


Âlim:


- Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir? dedi. Ve
ilâve etti:

- Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah'a ibadet eden
kimseler var. Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi
memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.


Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip
ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa
düştüler.


Rahmet melekleri:


- Bu adam tevbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti, dediler.


Azab melekleri de:


- Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler.

Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi.
Melekler onu aralarında hakem yaptılar.


Hakem onlara:


-Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa
daha yakınsa ona teslim edin,dedi.


Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış
daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:23 pm

Tevekkülün Böylesi

Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı
varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı
basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına:
- Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha
iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş.

Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan sonra öküzlerin
parasını ve bir miktar da biriktirdiği yüz altınını mola verip oturduğu
bir çeşmenin başında unutmuş. Eve gelince durumu farketmiş. Karısına
haber vermeden hemen dönüp çeşmenin başına varmış. Fakat altının yerinde
yeller esiyormuş. Hani ya kendisi de üzülmeden edememiş. Tabii hanımı
duyunca büsbütün hasta olmuş.


Bu adam bir gün kırda bir kuyudan su çekerken başındaki sarığını kuyuya
düşürmüş. Hemen sarığını almak için kuyuya inip kuyunun içinde bir beze
sarılı yüz altın bulmasın mı. Sevinçle yukarı çıkmış. Meğer altınları
ilk kaybettiğinde bir çoban altınları bulmuş, eşkiyalar gelirken benden
altınları alır diye kuyunun içine atmış eşkiyalar da hiç para
bulamayınca çobanı bir güzel dövmüşler ve hasta etmişler. Bir kaç gün
evden çıkmamış ve kuyudan altınları gidip de alamamış. Dindar köylüye
altınları böylece geri gelmiş. Köylü ve hanımı Allah'a hamdetmişler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:23 pm

TEVAZU
Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine:
- İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi.
Müritlerinden biri:
- Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi.
Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç
kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından
kurtulabilmek ümidiyle sordu:
- Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım nedir?
Talebe gözleri dolu dolu:
- Bizim gibilerin size talebe olması, dedi.
Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya
başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;
- Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım diyebildi.

Evet, keşke insanlar tabi olanlara bakıp, tabi olanlarda, tabi olunanı
aramasalardı... Zira hem dün, hem bu gün o altın halkayı temsil eden
büyüklerin etrafındaki insanlar, ne denli nezih olurlarsa olsunlar,
onları gösterebilmekte çok acizdirler. Bugün dahi, bir büyük gönül
erinin yanına gelip giden insanlar; idareciler, gazeteciler, din
adamları, "Talebelerinin ufku hocalarının çok gerisinde." demektedirler.
Zaten, o cevher farkıdır ki, sair madenleri kirlerinden arındırır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:23 pm



TERZİNİN TÖVBESİ
Bir terzi Allah dostlarından birine sorar:
-Peygamberimizin, "Allahü teâlâ, günahkâr kulunun tövbesini, canı
gargaraya gelmeden kabul eder" hadis-i şerifi hakkında ne buyurursunuz?
Cevap vermeden o kimseye sorar mubarek zat.
- Mesleğin nedir?
-Terziyim, elbise dikerim.
-Terzilikte en kolay şey nedir?
-Makası tutup, kumaş kesmektir.
-Kaç senedir, bu işi yaparsın?
-Otuz senedir.
-Canın gargaraya geldiği zaman kumaş kesebilir misin?
-Hayır, kesemem!
-Bir müddet zahmet çekip, öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın
bir işi, o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tövbeyi o zaman
nasıl yapabilirsin? Bugün gücün yerinde iken tövbe et! O zaman belki
yapamazsın, buyurdu.

... ve tövbe...


























Dini Hikayeler Arsivi 2 User_offline













Dini Hikayeler Arsivi 2 Quote
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:24 pm

TERZİ KUSTO

Terzi Kusto bir gün, yeni diktiği elbiseyi Efendi üzerinde prova
ederken, Yahya Efendi:
-Kusto Usta! Elbisenin yenisi mi iyidir, eskisi mi? Ne dersin demiş.
Terzi Kusto:
Bu ne sözdür Hazretim? Her şeyin yenisi iyi olur elbet tabii. Niye
sordunuz anlayamamışım, diye cevap verince,
Yahya Efendi, gülümseyerek:
Anlamışsın anlamışsın da, anlamamış gibi yapıyorsun. Bazılar aynı şeyin
hep eskisinde ısrar ederler nedense. Sözgelimi sen. Senin de eskimiş
giysilerin ama hala yenilemiyorsun. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş,
senin söküğünü de biz dikelim, ne dersin, demiş.
Bu çok zarif, çok manidar soru karşısında Terzi Kusto şöyle bir
kaykılarak, heykel gibi donup düşündükten sonra:
-Anlamışım Hazretim, anlamışım, umarım geç kalmamışım, demiş.
Yahya Efendi.
-Niye geç kalacaksın? diye sorunca,
Terzi Kusto:
-Çürüyen giysi yama tutmaz Hazretim, demiş.
Yahya Efendi de:
-Sana yamadan söz eden kim, yeniden söz ediyorum ben sana yeniden.
O sırda provasını tamalayan Terzi Kusto:
-Tamam Hazretim, elbiseniz bana göre tamam. Sizin bir şikayetiniz var
mı?
Yahya Efendi:
-Cebi yok mu bu elbisenin Kusto Usta? diye sormuş.
Terzi Kusto:
-Aaaa! Olmaz mı Hazretim. Var elbet fakat dikişlerini sçkmeyi unutmuşum,
diyerek, cep ağızlarının dikişlerini sökünce, cebin içinden bir kese
altın çıkmış.
Bu duruma çok şaşıran Kusto, ne diyeceğini, ne edeceğini bilmez bir
halde kıvranırken, Yahya Efendi:
-Ne kıvranıp duruyorsun Kusto Usta? O altınlar senin. Sana ait, demiş.
Terzi Kusto:
-Hayır Hazretim, ben koymadım anları oraya, deyince,
Yahya Efendi.
-Elbette sen koymadın Kusto Usta. Bize ait hiçbir şey yok ki zaten. Her
şey onun. Senin hazineni bizim cebimize koymuş, onu sen bizim elimizden
alacaksın demekki, diyerek, Kusto'nun elindeki keseyi Kusto'nun eline
sıkıştırırken şunu ilave etmiş: Gönül ceplerinin dikişlerini söktüğün
zaman, asıl hazineyi orada bulacaksın, deyince,
Kusto:
-Tamam Hazretim tamam. Ben de oldum Müslüman. Am, para için değildir.
Gönlümün cepleri açıldı şu an, diyerek Yahya Efendi'nin ellerine
kapanmış. (1)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:24 pm

Tekaaae Gelen Sarhoş

Ebu Said-i Mihne tekkede dervişleriyle oturuyordu. Birden içeriye
perişan bir halde bir giriverdi. Yapılmayacak şeyle yapmaya, ağlamaya
dövünmeye başladı. Şeyh onu yanına gelmiş, yerlere yıkılmış olarak
görünce acıdı, kalkıp yanına gitti.
- Ey sarhoş, kendine gel. Burada öyle gürültü yapıp durma, neden
ağlıyorsun? Ver elini bana, ayağa kalk, dedi.

Sarhoş ise dedi ki:

- Ey şeyh, Allah sana yardım etsin1 El tutmak senin harcın mı? Sen
başını al da git. Yıkılmak bneim payıma düştü, bırak beni. Eğer herkes
düşkünlerin elinden tutabilseydi, karınca yiğitlik meclisinin baş
köşesine otururdu. Bu iş senin yapabileceğin bir şey değil, çekil
başımdan!


Bu sözleri duyan şeyh yere yıkıldı, sapsarı yüzü kanlı gözyaşlarıyla
kızıla boyandı.


Ey kendisinden başka var olmayan, ey herkesin feryadına yetişen, benim
imdadıma sen yetiş. Düştüm ben, elimi sen tut.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:24 pm

TEFECİLİKTEN TEVBEKÂRLIĞA....
Hasan-ı Basrî (k.s.) hazretlerinin talebelerinden Habîb-i Acemî (k.s.)
hazretleri, önceleri çok zengin birisi idi. Tefecilik yapar, faizle para
verirdi. Bir gün evinde, tam yemek yiyeceği sırada kapıya bir dilenci
geldi ve 'Allah rızâsı için bir sadaka' dedi. Habîb, onun yüzüne kapıyı
kapattı, o fakiri mahzun bir halde geri çevirdi. Sofraya döndüğünde
kabın içindeki yemeğin kana döndüğünü gördü! Bu hâdise karşısında
dehşete düştü! Kendisini bir korku sardı! Yerinde duramaz hâle geldi!..

Bir cuma günü, Hasan-ı Basrî hazretlerinin evinin yolunu tuttu. Yolda
giderken, oyun oynayan çocuklar, Habîb-i Acemî'yi görünce, aralarında;

- Kaçın, kaçın! Tefeci Habîb geliyor! Ayağından kalkan toz, bize de
gelir ve biz de onun gibi bedbaht oluruz, diyerek kaçıştılar.

Çocukların bu sözleri, ona çok ağır geldi.

Hasan-ı Basrî hazretlerinin meclisine varıp elini öptü. Huzurunda
tevbekâr oldu. O da Habîb'i talebeliğe kabul etti.

Oradan ayrılıp evine dönerken, kendisine borcu olanlar onu görünce,
alacaklarını talep eder korkusu ile kaçışmak istediler. Habîb-i Acemî bu
vaziyeti anlayınca,

- Kaçmayın, bugün asıl benim sizden kaçmam lâzım, dedi. Ve kimden ne
alacağı varsa, hepsini bağışladığını îlan etti.

Çocukların yanından geçerken, çocuklar bu sefer birbirlerine,

- Kaçın, kaçın! Tevbekâr Habîb geliyor. Üzerine bizden toz bulaşmasın.
Bulaşırsa, bizler Allâh'a âsî olmuş oluruz... diyerek kaçıştılar. Habîb,
bu sözleri duyunca çok duygulandı. Yüreği sızlayarak,

'Yâ Rabbbî! Sana sonsuz hamd ü senâlar olsun ki, bir tevbemle ismimi
kötüler arasından çıkarıp iyiler arasına kaydeyledin' diyerek Allâh'a
iltica etti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:25 pm

TAYİN EDİLMEYEN ÜCRET

O gün Süleyman bin Cafer Caferi ve İmam Rıza (a.s) birlikte dışarı
çıkmışlardı. Güneş battı ve Süleyman evine gitmek istedi. Ali ibni
Musa'r-Rıza (a.s) ona
- Bizim eve gel, bu gece bizle beraber ol' dedi. İtaat etti ve İmamla
birlikte onun evine gittiler.
İmam, hizmetçilerini çiçek dikmekle meşgul gördü ve yine İmamdın gözü,
onlarla birllikte çiçek dikmekte olan yabancı birine ilişti.
- Bu kimdir?' diye sordu.Hizmetçiler bunu bu ğün bize yardım etsin diye
ücretli tuttuk.
-Çok güzel, ona ne kadar ücret tayin ettiniz?
- Sonra bir şeyler verip onu razı edeceğiz.
İmamda rahatsızlık ve öfke izleri belirdi. Ve hizmetçileri cezalandırmak
üzere onlara döndü. Süleyman Caferi:
- Niçin kendinizi rahatsız ediyorsunuz?dedi.
İmam buyurdu:
- Bunlara tekrar tekrar talimat verdim. Bir işe başlanırken, işin
ücretini tayin etmeden önce asla bir kimseyi görevlendirmeyin, dedim. İş
ücretini tayin ederseniz, iş sonunda karşınızdakine bir miktarda
fazladan verebilirsiniz. Elbette o da kendisine verilen muayyen ücretten
fazlasını aldığı için size müteşekkir ve sizden memnun kalır. Sizi
sever, aranızdaki ilgi daha da sağlamlaşır böylelikle yalnız
kararlaştırdığınız miktara iktifa etseniz bile karşınızdaki sizden
rahatsız olmayacaktır. Fakat ücreti tayin etmez de karşınızdakini
görevlendirirseniz işin sonunda ona verdiğiniz her miktara rağmen,
kendisine gösterdiğiniz sevgiye inanmayıp belki de sizin ona daha az
ücret verdiğinize inanacaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:25 pm

TAPTIĞINIZ AYAĞIMIN ALTINDA
Muhiddini Arabî bir dağa çıkıp:

-Sizin taptıklarınız benîm ayağımın altındadır; diye bağırmaya başladı.
Bu söz üzerine zamanın uleması Muhiddin Arabi'nin (Allah benim ayağımın
altındadır) dediğine hükmederek küfrüne; kail oldular ve idamına
hükmettiler. Kabrini bile belli bir yere değil bir dağa yaptılar. Fakat
Muhiddin Arabî Hazretleri bir sözünde:
- İza dehaleşşini ilâşşın, zahara kabr-i Muhiddin (Sin sına girdiği
zaman Muhiddin'in kabri ve muradı anlaşılır) demişti.

Aradan asırlar geçti. Yavuz Sultan Selim Han Şam'ı fethetti. Orada bu
hadiseyi duyup Muhiddin Arabi'nin kabrinin nerede olduğunu sordu. Kimse
Muhiddin-i Arabi'nin kabrinin nerede olduğunu bilmiyordu

Dağda koyun otlatmakta olan çobanlara kadar Muhiddin Arabi'nin kabrinin
nerede olduğunu soruyor fakat kimseden mutmain bir cevap alamıyordu.
Sadece çobanın bir tanesi:

— Efendim dedi, ben kabrin nerede olduğunu bilmiyorum. Fakat şurada bir
yer var ki, oradan ne koyunların birisi bir ot yer ne de oraya bir
hayvan basar. Oranın otları kendi halinde büyür ve zamanı gelince de
kurur gider, dedi. Bunun üzerine Sultan Selim, oranın Muhiddin Arabi'nin
kabri olduğuna karar verip kazdırdı. Baktılar ki, cesedleri olduğu gibi
duruyor. Oraya muhteşem bir türbe yaptırdı. Sonra O'nun niçin İdam
edildiğini sordu.


Oradakiler:

— Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır, dediği için idam
edildiğini söylediler.

Bu defa; Sultan Selim Han, bu sözü nerede söylediğini araştırıp orayı da
buldu. Orayı kazmalarını emretti. Kazdıklarında oradan bir küp altının
çıktığını gördüler. Yavuz Sultan Selim şöyle söyledi:

- Hazreti Peygamberimiz, «Dininiz paranız, kıbleniz kadınlarınız»
buyurmadı mı? İşte Muhiddin-i Arabî de buna dayanarak, taptığınız
ayağımın altında demekle, benim ayağımın altında altın var demek istemiş
ama, o zaman bunu kimse anlayamamış ve Muhiddin'i haksız yere idam
etmişler, buyurdu. Böylece Muhiddin-i Arabi'nin iki kerameti birden
zuhur etmiş oluyordu; biri paranın yerini bildirmesi, biri de Yavuz'un
gelip hadiseyi aydınlığa kavuşturması...

Muhiddini Arabî H. 638 (M. 1240)'da vefat etmiş ve Şam'ın Kasyon dağına
defnedilmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:25 pm



TAŞKAFA - BOŞKAFA - HOŞKAFA
Behlül Dânâ Hazretleri, bir mezarlıkta bulduğu üç kurukafayı zembiline
koymuş ve para getirip 'Satıyorum'diye bağırmaya başlamış.
'Satıyorum, alan var mı?'

Meraklılar başına toplanıp fiyatını sormuşlar:

' Birincisi parasız, ikincisi ise sudan ucuzdur, demiş. Ama üçüncüsünü
hiç sormayın... O, ağırlığınca paradır.

Sebebini merak etmişler. Birincisini gösterip:

' Bu gördüğünüz 'Taşkafa'dır demiş, nasihata bile yanaşmazdı. O yüzden
beş para etmez. İkincisi de 'Boşkafa'dır, nasîhat istemesine rağmen
onları tutmazdı; üç-beş kuruş verenin elinde kalır. Üçüncüsü ise
'Hoşkafa'dır ki, buna 'Kâmil kafa' da diyebiliriz. Hem ameli, hem de
ihlâsı vardı; hedefi ise Allah rızâsıydı. O yüzden kurusu bile Altın
değerindedir. (2)









































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:25 pm

İYİ Kİ BURAYA GELMEDİ!


Hârun Reşîd, her sene Bizans İmparatorundan vergi olarak çok para ve mal
alırdı. Bir sene imparator, âlimlerle münazara etmek için ruhbanlar
gönderdi;
-Eğer bizi yenerlerse onlara vergilerimizi vermeye devam edeceğiz. Yok
biz yenersek vermeyiz, dedi.

Dört yüz hıristiyan geldi. Halîfe, bütün âlimlerin Dicle kenarında
toplanmasını emretti. İmâm-ı Şâfiî'yi çağırarak, hıristiyan ruhbanlara
sen cevap ver! dedi. Herkes Dicle kenarında toplandı. İmâm-ı Şâfiî
seccâdeyi omuzuna alıp nehre doğru gitti. Seccâdeyi nehre atıp üzerine
oturdu ve;
-Benimle münâkaşa etmek isteyenler buraya gelsin, dedi.

Bu hâli gören ruhbanların hepsi müslüman oldu. Bizans İmparatoru,
adamlarının İmâm-ı Şâfiî'nin elinde müslüman olduğunu öğrenince;
- İyi ki, o buraya gelmedi. Yoksa buradakilerin hepsi müslüman olurdu,
kendi dinlerini bırakırlardı, dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:25 pm

TABUTUMDAN TUĞLAYI ÇIKARIN

Şâh-ı A'lâ Şeyh Abdüsselâm'ın vefâtından, iki seneden fazlaca bir zaman
geçmişti ki, talebelerinden ve aynı zamanda sultânın yakın adamlarından
olan Mesmât Revşenâhî ismindeki bir zât, mübârek hocasının kabrini tâmir
etmek, kabrin üzerine güzel bir türbe yapmak istedi. Fetihpûr şehrinden
kırmızı taş getirtti. İnşâata başlandı.


İşin başında bulunan mühendis gece rüyâsında, Şeyh'in, kabrinin üstünde
ayakta durduğunu ve;
-Siz benim kabrimi kazarken, tabutumun tahtasına bir tuğla parçası
düştü. Tahtayı kırdı ve sol dizimin üzerine geldi. Hemen o tuğla
parçasını tabutumdan çıkarın, alın. Tahtayı düzeltin ve sonra inşâata
devâm edin" buyurduğunu gördü.


Sabah olunca o mühendis, Mesmât'ın yanına geldi ve rüyâsını anlattı.
Mesmât;
-Hazret-i Şeyh'in buyurduğunu yapın, dedi. Öyle yaptılar. İleri
gelenler, şehrin büyükleri, o zâtın talebeleri ve o zâtın büyüklüğüne
inananların huzûrunda kabri açtılar. Gerçekten tabutun tahtasının sol
taraftan kırılmış olduğunu ve bir tuğla parçasının içine düştüğünü
gördüler. Düşen tuğla parçasını almak için tabutu açtılar. Bir de ne
görsünler. Bütün bedeni sağlam ve nûrlu, sîmâsı ise hayattaki kadar
canlı ve tâze olarak duruyor. Hayretler içinde kaldılar. Rüyâda
olduklarını sandılar. Mesmât, hocasının mübârek bedenine gülsuyu ve
anber sürdü. Hazır olanlar Fâtiha okudular. Sonra kırılmış tabutu tâmir
ettiler ve türbenin yapımına başladılar. Güzel bir türbe yapıldı.
İnsanlar ziyâret edip rûhâniyetinden istifâde ederlerdi .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:26 pm

Şoför

Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek
olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya
yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir
taksinin kapının önünde durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini
gördü. Demek ki taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri
indirmişti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp yola
koştu. Yaklaşıp direksiyon başında arabasını hareket ettirmek üzere olan
şoföre seslendi. – Sakın beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocuğumla
üç gündür aç beklemekteyim. Bu gidişle namusumu lekelenmemden korkmaya
başladım. Allah rızası için yardımda bulunun. Ben açlıktan ölmeye
razıyım. Fakat çocuklarımın çığlıklarına tahammül edemiyorum.
Beklenmedik bir anda gelen bu “Allah rızası için yardım” talebi zaten
kıt-kanaat geçinen şoförü şaşırtmıştı. Düşünmeye başladı. Cebinde bir
miktar parası vardı var olmasına; ancak bu parayı aylardır
biriktiriyordu. Çünkü taksinin dört lastiği de kabaklaşmıştı. Onları
değiştirmek için çırpınıyordu. Zaten akşamları eve gelince hanım da ikaz
etmekten geri kalmıyordu:

– Ne zaman değiştireceksin bu lastikleri? Birazcık geç kalsan, aklıma
kötü şeyler geliyor. Acaba bir kaza mı yaptı kabak lastiklerle?’ diye
korku içinde bekliyorum.

O an için nefsi ve şeytan birlik olup vesvese vermeye başladılar:

– Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardım edecek durumda değilsin. Bas
gaza, git yoluna!

Fakat imanı ve vicdanı da şöyle sesleniyorlardı:

– Para dediğin şey böyle gün için lazım olur. Belli olmaz Allah’ın
rızasının nerede olduğu. Biriktirdiğin parayı bu muhtaç hanıma
vermelisin. Tam yeridir. Çocukları aç durumda, Onu namusunu kirleterek,
para kazanma zorunda bırakmamalısın.

Nihayet nefsini ve şeytanını yenmiş, cebindeki lastik parasını tümüyle
kadıncağıza uzatarak:

– Al bacım, namusunla yaşa. Bu para bir müddet seni idare eder.
Sonrasında da Allah başka sebepler halk eder! Dedi. Minnet etmemek için
de hemen gaza basıp oradan uzaklaşırken kadının:

– Sen benim ihtiyacımı karşıladın, Allah da senin ihtiyacını karşılasın!
duasını duydu. Gün boyunca kulaklarında çınlayan bu duaya hep (amin)
dedi.

Akşam eve gelince beklediği soruyla yine muhatap oldu.

– Hâlâ değiştirmemişsin lastiklerini...

– Bir lastikçiyle anlaştım. Yeni lastikler gelince hemen değiştirecek...
diyerek geçiştirdi.

Bu geçiştirme işi birkaç gün devam etti. Bir akşam yine eve gelirken
iyice sıkılmış, “Bu defa ne diyeceğim?” diye düşünürken beklenmedik bir
durumla karşılaşmıştı. Hanım kendisine adres yazılı bir kağıt uzattı,
sonra da şöyle dedi:

– Bugün bir lastikçi geldi, şu adresi verdi. “Yarın bana mutlaka gelsin,
lastiklerini değiştireceğim” deyip gitti. Al şu adresi. Belli etmemişse
de bunun izahını yapamamıştı. Çünkü böyle bir lastikçi ile
konuşmamıştı. Merakla sabahı bekledi. İlk işi kağıttaki adrese gitmek
oldu. Garipliğe bakın ki tamirciyi hiç görmemiş, buraya hiç gelmemişti.
Elindeki kağıdı uzatınca bir şaşkınlık iki tarafta da yaşandı. Lastikçi:


– “Sen o musun?” deyip şoförün boynuna sarıldı, başladı hıçkıra hıçkıra
ağlamaya. Sonra da şöyle devam etti:

– Tam üç gündür Resûlüllah Aleyhisselam rüyama giriyor ve bana, “Şu
adresteki şoförün lastiklerini değiştir, ücret olarak da benim şefaatime
nail ol” buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne türlü bir iyilik ettin,
nasıl bir hayır dua aldın ki Resûlüllah Aleyhisselam üç gündür beni ikaz
ediyor, senin lastiğini değiştirmem için beni vazifelendiriyor?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:26 pm

ŞİKÂYET MASASI


Bir cemiyet için, bir millet için adâlet, insanın damarında dolaşan kan
gibidir. Adâlet mekanizması sıhhatli çalışırsa, cemiyet hayatı da
sıhhatli olur. Dilerseniz Hazret-i Ömer (r.a.) devrinden bir misâlle
mevzûmuzu müşahhaslaştıralım.

Ashâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'in
iştirak ettiği hiçbir gazâdan geri kalmayan, bazan da Medîne'de
Efendimiz (s.a.v.)'e vekâlet eden Ensâr'dan Muhammed bin Mesleme (r.a.),
Hz. ömer (r.a.)'in hilâfeti esnasında onun 'Şikâyet Masası' reisi idi.
Memurlarla alâklı şikâyetler bu masaya gelirdi. O, gelen bu şikâyetleri
inceler, araştırırdı. Neticede şayet haksızlık yapan, adam kayıran,
rüşvet alan biri ortaya çıkarsa cezalandırılırdı.

Bir defasında Medîne'de toplanan memurlara, Hz. Ömer (r.a.) nasîhat
ediyor ve onları, insanlara âdil davranmaları, zulmetmemeleri hususunda
îkaz ediyordu. İşte bu esnada halkın arasından, sessiz-sâkin ve kimsesiz
bir adam ortaya çıktı ve:
-Beni memurlarınızdan işte şu adam, haksız yere dövdü. Halbuki suçladığı
hususta benim bir kabahatimin olmadığı da sonradan anlaşıldı, diyerek
dâvâcı olduğunu söyledi.
Bunun üzerine mes'ele araştırıldı... Adamın haklılığı anlaşıldı, memurun
ona zulmen kırbaç vurduğu meydana çıktı.
Hz. Ömer (r.a.)'in kararı kesindi:
-Seni döven memura sen de, onun sana vurduğu kırbaç adedince vuracaksın!
Amr bin Âs (r.a.) itiraz etti:
-Yâ Ömer, bundan sonra memurlarınızı insanların gözü önünde dövdürecek
misiniz? Şayet böyle yaparsanız, bu tatbikat, memurlarınızın itibarını
düşürür, onları iş yapamaz hâle getirir.
Hz. Ömer'in cevabı aynen şöyle oldu:
-Ben zâlimi, şu veya bu bahânelerle koruyup da, mazlûmu mâruz kaldığı
zulümle başbaşa bırakmam. Kim zulmetmişse karşılığını görmeli ki,
tekrarına cesaret edemesin. Böylece karar kesinleşti. Sessiz ve kimsesiz
şikâyetçi adam, kendisine vurulan kırbaç adedince kırbaç vuracaktır
zulmeden memura...
Bu defa Amr bin Âs (r.a.), kimsesiz olan bu şikâyetçi adama gitti ve şu
teklifte bulundu:
-Sana, onun vurduğu kırbaç sayısınca altın vereyim. Bunları al, dâvandan
vaz geç. Yoksa kötü niyetli bazı insanlar cesaret bulur, memurlar
korkaklaşır. Neticede adâletin temini daha da güç hâle gelebilir, dedi.
Mazlum ve mağdur adam da bu teklifi kabul etti: Yediği kırbaç adedince
altınları aldı, dâvâsından vaz geçti. Ve böylece, idare edenlerle idare
olunanlar arasındaki buna benzer haksızlıklar da son bulmuş oldu.

Ne âdil bir hüküm, ne güzel bir hâl çaresi... Tabii ki ne mes'ut bir
cemiyet! Bütün insanlığa örnek olması dileğiyle..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:26 pm

ŞİMDİ TOP DEVRİDİR

Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı aldığından esir düşen kumandanlardan
Kurtbay'ı huzuruna getirttir.
Kurtbay'a:

- Kurtbay, yiğtlik ve cesaretine cidden hayran oldum. Sinanıma ve orduma
yaptığını da biliyorum. Lakin imdi senin şecaat ve cesaretin neye
yaradı. akibet memleketinizi kaybettiniz. O bahadırhane saldırışlar ne
oldu? Ol şecaat kandedür, dedi.

Kurtbay:

-Hünkarım! Allah'a şükür, şecaat ve cesaretim bakidür. Lakin memketimizi
siz kendi bahadırlığınız ve yiğitliğinizle almadınız. Bize ne yaptı ise
ölüm saçan o menfur toplarınız yaptı. Onlar memleketimizin kaybına
sebep oldu, dedikten sonra şöyle ilave etti:
- Sultan Kansu zamanında bir Berberi, Venedik'ten top getirip Mısır'a
satmak istedi. Fakat rical-i devlet, Peygamber Efendimiz' (s.av.)'in
"Kılınç ve ok kullanınız" emr-i şerifine aykırı görerek bu topları
almadı. O zaman o Berberi zat: "Yaşayan görecektir ki, bu memleket, bu
toplara sahip olan bir millet tarafından elinizden alınacaktır" diye
bağırmıştı. Görünen o ki Berberi haklı imiş, dedi.
Yavuz Sultan Selim bunun üzerine:
-Kudret ve kuvvet Cenab-ı Hakk'ındır, amenna. Kur'an ve sünnete bu kadar
bağlı iken neden Resulullah Efendimiz'in (s.a.v) "Silaha aynı silahla
karşılık veriniz" şeklindeki emr-i şerifini yerine getirmediniz. 900
sene geçti. O zaman kılınç ve ok devri idi. Şimdi top devridir, dedi.



































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:26 pm

ŞEYTAN İLE ODUNCUNUN DÖVÜŞÜ
Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk"
vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit
kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda
kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan meded beklerlerdi.


Oduncu, bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun
edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de, bir kavmi
Allah'a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için
ağacı kesmeye karar verdi.

Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye
gittiğini sordu. Oduncu:

- Halkın Allah diye taparak Allah'a isyan ettikleri ağacı kesmeye
gidiyorum, dedi. Adam, oduncuya:

- Ben şeytanım... O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit
oduncu, şeytana çok kızmıştı.

Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini
boğazına dayadı.

Şeytan zahide:

- Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade
etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün
bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca
tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine bak,
dedi.

Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin yastığının
altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.

Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin
yastığının altına baktığında, altını gördü. Memnun olmuştu, ikinci gün
oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını
aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla
karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce:

- Seni sahtekâr seni, kandırdın değilmi beni?., diyerek üzerine hücum
etti.

Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına
aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu.
Şeytan:

- Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim:
Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben,
dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi
Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından
gidiyorsun, işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene
müsaade etmeyeceğim, dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:26 pm



Şeytan ile Hz. İsa (a.s)

Hz. İsa (a.s) yarım kerpici başının altına koymuş, yatıp uyumuştu.
Uyanıp gözlerini açtığında İblis'i başında bekler buldu. Ona.

- A melun başımda ne bekliyorsun? diye sordu.


İblis ona dedi ki:

- Başının altına koyduğun benim kerpicim. Bütün dünya benim malım
olduğuna göre, bu ker**** parçası da benim malımdır demektir. Madem ki
malımı kullanıyorsun bana ortak oldun demektir.


Hz. İsa (a.s) kerpici başının altından aldı, fırlatıp attı. Yeniden
uyumaya niyetlendi. İblis de savuştu gitti.


Ey dünya dertleriyle üzülen, ip gibi eğilip bükülen adam!


Madem sonunda herşeyi arkanda bırakıp gideceksin, açgözlülük yapmanın,
durmadan mal yığmanın ne âlemi var?



































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:27 pm

ŞEYTAN'IN HİLESİ & ZEUS
Şeytan, şeytanlığını yapabilmek için, insanların zihnine girebilmek için
kendine hep bir yol arayıp bula gelmiştir...


Bir zamanlar..., Allah'tan sakınan, gece gündüz ibadet eden birçok kimse
vardı.

Onlar Allah'ı sever, Allah'da onları severdi. Allah onların dualarını
geri çevirmezdi.

Allah'ın bu sevdiği seçkin kullarını insanlarda sever ve sayardı.

Tabi şeytan da vardı. Ama Şeytan'ın işi zordu. İnsanoğlunun ayağını
kaydırmak zordu. Bu salih kullar yoluna engeller koyuyor, doluya koyuyor
almıyor, boşa koyuyor almıyor du. Şeytanlık bayağı zordu, acınacak hali
vardı İblis'in oğlunun.

Ama şeytan bu durur mu? Durmaz tabi... Düşündü düşündü, yılları
düşünmekle geçti ve bir gün fırsatını buldu.
Bu Allah dostları, halk tecelli edip vefat etmeye başlayınca, Şeytan
balkarki engeller kalkmaya başlamıış, halkın içine girebiliyor. O da her
fırsatta onların içine girmiş ve her fırsatta onlara Allah dostlarını
hatırlatmaya başlamış...


- Şunu, şunu nasıl bilirdiniz?


- Allah Allah. Sorduğun soruya bak. Nasıl bileceğiz? Onlar Allah'a çok
bağlıydılar. Duaları geri çevrilmezdi.


- Onlara ne kadar üzülüyorsunuz?


- Çok çok.. Tarifi mümkün değil.


- Öyleyse onları görmek isterdiniz değil mi?


- Hemde nasıl!


- Niçin onlara hergün bakmıyorsunuz?


- Ne demek istiyorsun? Hiç mümkün olabilir mi? Onlar vefat ettiler,
aramızdan ayrıldılar.


- Siz de onların resimlerine bakın!

Şeytan'ın bu sözleri halkın beğenisini toplar.


Bunun üzerine o salih insanların resimlerini yaparlar ve hergün o
resimlere bakmaya başlarlar böylece ayrılık özlemlerini giderirler...


Zamanla resimlerden heykellere geçerler...


Bunları evlerine ve mabetlerine kadar her yere koyarlar...

Resim ve heykelleri ilk yapan bu insanlar Allah'a ibadet ediyorlar. O'na
ortak koşmuyorlardı.


Bu heykellerin taştan yapıldığını, yarar ve zararı olmadığını
biliyorlar, ancak gene de saygı gösteriyorlardı.


Gittikçe heykeller çoğaldı. Heykellerin çoğalmasıyla saygıda çoğaldı.


Heykellere saygı ve bağlılık gösterisinde bulunmak moda oldu. Öyle
olduki, salih bir kimse vefat edince, hemen heykelini yapmak bir görev
haline geldi.

Nesiller geldi nesiller gitti.


Çocuklar torunlar babalarının ve dedelerinin heykellere tavırların
görmüş, onların önünde başlarını eğdiklerini, saygı duruşunda
bulunduklarını görmüşlerdi.


Boynuz kulağı geçer misali, çocuklar saygıda babalarınıda geçtiler,
secde etmeye, ihtiyaçlarını heykellerden istemeye başladılar.


Bu arada heykeller için kurban kesmelerde başlamıştı.

Sonunda heykeller putlaştı. İnsanların ihtiyaçlarını gideren tanrılar
olarak kabul görmeye başladı. İbadet artık onlaraydı. Şeytan'ın tuzağına
düşülmüştü.


...ve sonraları tanrılaştırılan Zeus bile Hz. İdris'in Atina'ya Tevhid
inancını tebliğ etmesi ve halkı çok tanrıcılığın parçaladığı ahlâkî
yozlaşmadan kurtarması için gönderdiği valiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Warrior
Co Admin
Co Admin
Warrior



Başarı Puanı
Başarı Puanı:
Dini Hikayeler Arsivi 2 Imgleft45/258Dini Hikayeler Arsivi 2 Emptybarbleue  (45/258)

Dini Hikayeler Arsivi 2 Empty
MesajKonu: Geri: Dini Hikayeler Arsivi 2   Dini Hikayeler Arsivi 2 Icon_minitimeCuma Haz. 25, 2010 12:27 pm



ŞEYTANIN MALI

Gafil bir adam bir şeyhin kapısına vardı, Şeytan'dan bir hayli şikayetçi
oldu.



"Şeytan beni yoldan çıkartıyor. Beni kandırıp dinimi, ahiretimi
mahvediyor. " dedi.

Şeyh de ona dedi ki:


"Ey genç adam, senden az önce şeytan gelmişti buraya. O da senden
bıkmış, usanmış. Ona yaptığın zulümleri anlatıp şikayet ediyordu. Diyor
ki:


"Dünyanın hepsi benim malımdır. O benim malıma göz koymaya, kendi
mülkümü elimden almaya çalışıyor. Ben de bu yüzden onun dinine
saldırıyorum. Bana zararı olmayan, malıma göz dikmeyen adamla benim ne
işim olsunki!"



































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Dini Hikayeler Arsivi 2
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 5 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 Similar topics
-
» Dini Hikayeler Arsivi 1
» Dev Avatar Arşivi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dinimizi Tanıyalım :: Dini Hikayeler-
Buraya geçin: